Her yaştan okur için “normal” kavramını altüst eden bir distopya...
Oyunun unutulduğu bir dünyada çocuk kalabilmek mümkün mü?
Dilge Güney, çocukluğun nasıl olduğunu unutan yetişkinlere ithaf ettiği Anomali ile normal kavramını tersyüz eden distopik bir metne imza atıyor.
Çocukluktan yetişkinliğe uzanan karmaşık yolculuğu masalsı bir dille betimleyen yazar, büyümenin ve dönüşümün anlamını oyun kuramı üzerinden sorgulatıyor.
Değişimin getirdiği bilinmezliğin insanı nasıl bir belirsizliğe sürüklediğini gösteren bu alegorik roman, otoriter güçlere karşı dostluğun, dayanışmanın ve vicdanın üstünlüğünü yineliyor.
Oyun oynamanın özgürleştirdiği bir evrende gelişen hiç beklenmedik bir “anomali”, kısa sürede çocukları pençesine düşürecek bir karabasana dönüşür. Çatılardan havalanan rengârenk uçurtmaların, etrafa saçılan pastaların, gökyüzünü saran kahkaha bulutlarının yerini artık çığlıklar ve koşuşturmacalar almıştır. Çocuklar başta anomaliye inanmak istemeseler de arkadaşları Mu ve diğerlerinin teker teker ortadan kaybolması işin rengini değiştirir. Kasabanın yöneticisi Sukha’nın kılavuzluğunda arkadaşlarını aramaya çıkan kahramanımız ise kendisine yaklaşmakta olan değişim anomalisine direnmekte kararlıdır. Anomalinin izini sürerken kâh bir kurdun karnına kâh bir kelebeğin kozasına konuk olan genç kız bir yandan da kendi bedeninde ve zihnindeki keskin değişimlerle mücadele etmek zorundadır...
Özgün hikâyesi ve çarpıcı karakterleriyle öne çıkan Anomali, çocukluğun saf ve temiz dünyasını yüceltirken büyümenin kimi zaman büyülü bir yanılsamadan ibaret olabileceğini de gözler önüne seriyor.
“Oyun oynama isteği normaldir, koşulsuz ve daima.”